4 Haziran 2016 Cumartesi

Siyaset Nedir Ne Değildir

siyaset kapağı kapatılmamış çöp kovası gibidir kaldıkca kokar
Türkiye’nin gündemini yapılacak seçimler belirlemiş durumda. Siyasi partiler milletvekili adaylarını parti başkanlarının otoritesi ile belirlicekler. Ve çalışmalarına başlicaklar.
Milletvekili adaylarının çoğu, parası olanlar yani zenginler açlık sınırının altında asgari ücretle çalışan açlar ordusu kimsenin umurunda değil. Ne yerler, nasıl yaşarlar, hangi koşullarda çalışırlar ya da çalışamazlar. Kime ne? Çözüm,
Bana oy ver yeter! Bütün mesele meclise gideyim. Ben bilirim size neler yapacağımı. Sen yoksulsun. Biliyorsun ki politikacı olman için çok paran olması lazım. O da sende yok. Sen kimsin ki?
Çorlu Türkiye’nin en büyük sanayi kentlerinden biri yani işçi ve emekçi yatağı. Sendikasız, sigortasız kötü koşullarda çalışan bu işçilere karşı sendika patronları ve fabrika patronları birlikte değiller mi? Çorlu’nun sorunları çok. Tekirdağ’ın havası solunmuyor, suyu içilmiyor. Toprağı kirli, ürün vermiyor. Alınan ürünlerde maliyetinin altında satılıyor. Çiftçi, esnaf perişan. İflaslar almış başını gidiyor. Banka borçları, tefeciler, mafyalar, hırsızlar, halkı canından bezdirmiş durumda. Peki, çaresi yok mu? Var tabi.
Meclise gidecek milletvekili adayları içinde hangisi işçi? Hangisi köylü? Hangisi küçük esnaf? Hiçbirisi.
Peki, öyle ise tok açın halinden anlar mı? Anlar, anlar da açlar ordusu olmasa ‘o’ parasına para katamaz. Anlamak işine gelmez. Peki, bu karnı büyük para babaları halka ne derler: “Sen haline şükret, kaderine razı ol. Allah seni böyle yarattı.” İşte din bezirgânları ve öbür dünya vaatleri.
Öte yandan patronun çağırdığı sarı sendikacılar işçileri canından bezdirmiş durumda. Hatta patrondan daha patron gestapo subayı gibi görevlerini yerine getiriyorlar. Oysa işçi sendikaları sendikacıların değil, işçilerin kendi örgütleridir. Ama 12 Eylül kanunları günümüzde de yürürlükte olduğu için çalışanlar yine çaresiz durumda.
Peki, bu faşist yasalar TBMM’de neden değiştirilmedi? Çünkü halkın milletvekilleri orada yok. Toprak reformundan neden söz edilmez? Vekillerimiz bu konuyu neden ağızlarına almazlar? Çünkü toprak ağaları mecliste milletvekilidir.
Bunları aydınlarımız bilmez mi? Türkiye’de aydın nerede? Kendi köşesinde. Maddi durumu açlar ordusunun tabi ki üstünde. İşinden evine araba ile gelir ve gider. Birbirleri ile masa başında lafazanlık eder. Sokakta yürümesini bile beceremez. Eskiyi yâd eder durur. Hele biraz da alkol almışsa bir zamanlar nasıl da yüksekten uçan güvercinmişler, dinle dur. Paramparça olmuş yaşamlar ve kişilikler. Suçlusu, 12 Mart ya da 12 Eylül.
Beyler! Darbeler sadece sizin üzerinizden geçmedi. Bu ülkenin insanlarının tümünün üzerinden geçti. Artık kendi bahanelerinizin arkasına sığınmayın. Unutmayın ki, gerçek aydın karanlıkta bile aydınlığa koşan, halkla birlikte çözüm üretendir. Trakya insanı yapısı gereği zaten aydındır, hoşgörülüdür. Sokağa çıkın, onların içinde olun. Korkmayın sizi ısırmazlar. Ama onları düşünüyormuş gibi yapıp sıkışınca ya da işinize gelmeyince bahaneler ve yalanlar üretmeyin. Kimse aptal değil. Hele hele işçi sınıfı hiç değil. Önce kendinize karşı dürüst olun. Bu emekçileri sevin, onlara karşı samimi olun. İkili ve tutarsız davranmayın. Böyle aydına halk çok kızıyor ve o güzel yüreği ile değerini veriyor, sözünü esirgemiyor. Çünkü kurtuluşunuz onlarla birlikte. Bunu o bilgili, zeki ama akılsız kafalarınıza iyice sokun
halkın oylarını kendileri gibi bir olan birine vermeye davet ediyorum. Olmaz demeyin. Biz istersek olur. Düzen partileri ve onların milletvekillerinin ne bu ülkeye ne de emekçilere vereceği hiçbir şey yok. Zaten niyetleri de yok. Peki, bu sömürü düzeninin sorumlusu kimler?
• Düzen partileri,
• Sermaye yani patronlar,
• Sendika patronları,
• Toprak ağaları,
• Kendisi ile bile yüzleşemeyen halktan kopuk sözde Türkiye aydınları. (Bunlar sadece sorumlu değil aynı zamanda samimiyetsiz oldukları için halka karşı da suçludurlar),
• ABD ve AB emperyalizmi ve işbirlikçileri.
Şu unutulmamalı ki, terörün canını aldığı Mehmetçik, açlar ordusunun evlatlarıdır. Para babalarının, milletvekillerinin ve sözde aydınları değil.
Çözüm de, kurtuluş da kendi ellerinizde. Kimseye ihtiyacınız yok. Güç sizsiniz. Çünkü tüm güzellikleri üreten sizsiniz. Bir kere de size dayatılanlara “Hayır!” deyin.
Bu seçim süresince bizlerle birlikte olacak tüm işçilere, çiftçilere, küçük esnafa ve kendini emekten yana gören tüm halkımıza teşekkür ederim

                                                                              Metin Algül

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yarın İçin Bir Adım: Umudun ve Sorumluluğun Geleceğin Manifestosu

  Ana Sayfa ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLUN HABER EKONOMİ SAĞLIK BİLİM & TEKNOLOJİ KÖŞE YAZILARI MAGAZİN SPOR İLETİŞİM   Ana Sayfa     KÖŞE YAZILAR...